July 2009
6 posts
barmeni tanıyan adam ve adam tanımaz barmen
“vaaay kardeşim. naber?”
barmene doğru eğilir ve asla normal tokalaşmaz, diğer şekilde; kankalar gibi, “bro”lar gibi tokalaşır. oldukça fiyakalıdır, ortamın james dean’idir kendince. çünkü o barmeni tanıyan adamdır.
“ne içersin?”
ayıp olmasın diye kanka tokalaşması yapar barmen. isteksizdir ziyadesiyle. bıkmıştır bu barmeni tanıyan adamlardan…...
hayatın "brief"i
hayatın “brief”i olsa da ona göre yaşasak.
not: “brief” ne diye soranlar bildikleri gibi yaşasınlar hayatı. belki öylesi daha güzel bir hayattır…
“ongbak 2” için yapabileceğim tek yorum: vay vay vay…
her şey çok güzel olacak
kendimi bazen altan’ın “her şey çok güzel olacak” vaatleriyle kandırdığı nuri gibi hissediyorum. işin kötüsü daha farklı; maalesef nuri’yi kandıran altan da benim. ama yine de her şey çok güzel olacak…
emocu
acaba kıvırcık saçlarım emocu olmama engel mi?
June 2009
21 posts
doğanay limonata
doğanay limonata reklamı satışlarda minicik bir etki yaratıyorsa bile, reklamcılık konusunda büyük bir problemimiz var demektir.
?
uzatmalı aşkım.
ben ilk defa 23 nisanda ve 29 ekimde aşık oldum. evet, evet tam bu tarihlerdi. numara sırasına göre dizilir, elele tutuşturulur, bayram kutlamalarına götürülürdük. saçlarımın düz, önlüğümün siyah, ayakkabılarımın esem olduğu günlerdi. elele tutuştuğum kıza aşık olurdum ben. kutlamalar bitince aşık olmayı bırakır, diğer kutlamada elele tutuşunca yeniden aşık olurdum. 23 nisanla 29...
inglourious basterds’ın ikinci fragmanı. az kaldı az…
oldukça sıkışık otobüse mini eteği ve fettan bakışlarıyla bindiğinde ne yapacağını şaşırmıştı. tam da yanına durmuştu. güzel kız vesselam… arasıra kendikendine gülümsüyor muydu? yok yok, kulaklığı vardı, radyoda dinlediği bir şey olmalıydı. hafiften kızı süzmeye başladı. bayılırdı mavi göze. nişanlı falan olabilir mi acaba? sadece sağ elini görebiliyordu. nişan yüzüğü sağ elde mi olur yoksa...
aşk meleğim
oldukça ince parmakları adeta telefonun üzerinde dans ediyordu. daha önce o kız kadar hızlı mesaj yazabilen birini görmemiştim. bedava mesaj tarifelerinin yarattığı bir yetenek olmalıydı. tık sesleri bir anda son buldu ve dört gözle beklenen iletim raporu geldi.
“iletildi. aşk meleğim.”
nasıl bir kız sevgilisini “aşk meleği” olarak tanımlar? veya tam...
verdiğimiz rahatlıktan dolayı özür dileriz.
sabah geç uyanmayı adet haline getirmişti son zamanlarda. oysa bu; karısının dırdırlarına maruz kalmasının en büyük sebeplerinden biriydi. karısı çoktan uyanmıştı. anlaşılan kahvaltıda yenecek güzel bir zılgıt vardı. hiç bulaşmadan kapıdan sızmak mümkün müydü? ah o ne cingözdü. kesin farkederdi mutfağın önünden rakun gibi geçişini. ama yine de...
deyim yerindeyse; çocukluğum
çocukken arkadaşlarım bana dört göz derdi. o yüzden hep beklerdim. okulda öğretmenimin en çok söylediği laf; kelime hazineni geliştirdi. oysa keli yoktu, anlamazdım. ama çocukluğumda hukuk okumadan Türkçe’ye hakim oldum ben. masal okudum bol bol; belki de ondandır.
ben; eti senin kemiği benim dediklerinde, bisküviyi alacağıma sevinen bir çocuktum. kimine...
sanal vahamet
bugün son fotoğraflarımı flickr‘a yüklemekle kalmayıp friendfeed‘de gördüğüm youtube videosundan aldığım feyzle twitter’ a ne halt ettiğimi yazdım ve haleti ruhiyemin facebook sayfama da otomatik olarak yansıdığını görünce mutlu oldum. linkedin‘e daha yeni eklediğim eski bir arkadaşım msn‘den durumumun vahim olduğunu söyledi…
saçmalık
bazen yazdıklarımı yazarken yazmak isteyip de yazamadıklarımın yazgısını çekiyorum. ne kadar yazık…
ve celle senauk
hayatın tavan arasında tozlu bir köşede duran. bazen lazım olur diye saklanan. bazen unutulan, ama hatırlanan. bazense lazım olan, arkasından söylenen. bazen, arkandan söylenen…
cumartesi günü çalışmak
mutfağın arkasında her şey çelikti. “soğuk…” açık büfeden aşırdığım salam, hellim peyniri ve domatesi alelacele yuvarlak ekmeğin içine tıkıştırırken bir yandan da resepsiyona gelen giden var mı diye bakıyordum. şimdilik yok. o zaman bir tane de ballı ekmek.
hellim peynirinin neden kızartıldığını, hellimi kızartmadan yiyince anladım....
fikirlik
kırk yıl olmasa da, bir yıl hatırlanır. http://ff.im/4aeOZ
fikirlik
yıldızlı, pekiyi… http://ff.im/48qgu
ukala bir blog ismi, halbuki ismimden dolayı kelime oyunlu, -çok cin doğrusu- dijital sağolsun dedirten, 25. denemeden sonra yakalanmış hınzır bakışlı bir profil fotoğrafı, son model fontlar, janti ve minimalist bir tarz. zevk timsali mübarek, başka blogum da var benim diye dürten, twitter aktarmalı yazı kirliliği, huyum kurusun, bayılırım paylaşmaya; sevdiğim bir video, fotoğraf ya da bir link,...